Osmanlı’da Din Hizmeti Görevlilerinin Atanma ve Çalışma Şartlarını Düzenleyen Tevcîh-i Cihât Nizâmnâmeleri Hakkında Bir Değerlendirme
Clicks: 230
ID: 78973
2017
Article Quality & Performance Metrics
Overall Quality
Improving Quality
0.0
/100
Combines engagement data with AI-assessed academic quality
Reader Engagement
Steady Performance
75.0
/100
229 views
185 readers
Trending
AI Quality Assessment
Not analyzed
Abstract
Tanzimat, Osmanlı Devleti
için önemli olayların yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu çalışmada, Tanzimat
döneminde yayınlanan Tevcîh-i Cihât Nizâmnâmelerinin bir değerlendirmesi
yapılacaktır. Tevcih-i Cihat Nizamnameleri, Osmanlı zamanında din görevlerinin
atanma usul ve şartlarını düzenleyen yasal düzenlemelerdir. Söz konusu
nizamnamelerin ilki Hicri 8 Zilkade 1286 (Miladi 9 Şubat 1870) tarihinde,
ikincisi Hicri 10 Safer 1290 / Rumi 26 Mart 1289 (Miladi 9 Nisan 1873)
tarihinde, üçüncü ve sonuncusu ise 12 Ramazan 1331 / 5 Ağustos 1913 yılında
yayınlanmıştır. Buna göre, çeşitli tarihlerde yayınlanan üç nizâmnâme (1870,
1873 ve 1913 Nizâmnâmeleri) günümüz şartları ile kıyaslanarak
değerlendirildikten sonra 1913 Nizâmnâmesi günümüz harflerine aktarılarak
okuyucu ile paylaşılmıştır. Özellikle bu değerlendirmelerde, ilmî cihet
imtihanları, bu imtihanların nasıl ve kimler tarafından yapıldığı, hangi
konulardan ne tür sorular sorulduğu, sınav sonuçlarının kimler tarafından nasıl
değerlendirilip saklandığı gibi hususlar günümüzde din görevlilerinin atanması
için aranan yeterlik şartları ile kıyaslanarak ele alınmaya çalışılmıştır.
Tanzimat, Osmanlı Devleti için önemli
olayların yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu çalışmada, Tanzimat döneminde
yayınlanan Tevcih-i Cihat Nizamnamelerinin bir değerlendirmesi yapılacaktır. Çalışmada
literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Buna göre, öncelikle Tevcîh-i Cihât
Nizâmnâmeleri’ni konu edinen çalışmalar incelenmiştir. Bu doğrultuda, Yök Tez
Tarama Katalogu’ndan tezler, Ulakbim ve İsam Kütüphanesi’nden ise yayınlanan
makaleler başlık, özet ve anahtar kelimelerine göre taranmıştır. Bu taramada
anahtar kelimeler olarak, “tevcihˮ, “cihetˮ,
“tevcîh-i cihâtˮ, “imamˮ, “din görevlisiˮ,
“Osmanlıˮ, “nizâmnâmeˮ, “yeterlikˮ,
“imtihanˮ kelimeleri kullanılmıştır. Bu ön çalışmadan sonra, Tevcîh-i
Cihât Nizâmnâmeleri ile ilgili birincil kaynaklara ulaşılmış ve bu belgeler
günümüz harflerine aktarılmış ve daha sonra ise günümüzde din görevlilerinde
aranılan yeterlikler ve atanma şartları ile kıyaslanarak
değerlendirilmiştir. Bu amaçla çalışmada
1870, 1873 ve 1913 tarihli üç Tevcîh-i Cihât Nizâmnâmesi değerlendirilerek
çalışmanın sonunda en son ve en kapsamlı nizâmnâme olması hasebiyle “1913 Tevcîh-i Cihât Nizâmnâmesi”nin transkripsiyonuna yer verilmiştir.Tevcih-i Cihat Nizamnameleri, Osmanlı
zamanında din görevlerinin atanma usul ve şartlarını düzenleyen yasal
düzenlemelerdir. Söz konusu nizamnamelerin ilki Hicri 8 Zilkade 1286 (Miladi 9
Şubat 1870) tarihinde yapılmıştır, ikincisi Hicri 10 Safer 1290 / Rumi 26 Mart
1289 (Miladi 9 Nisan 1873) tarihinde, üçüncü ve sonuncusu ise 12 Ramazan 1331 /
5 Ağustos 1913 yılında yayınlanmıştır. Son nizamnamenin bazı hükümleri
cumhuriyetin ilk yıllarında da geçerliliğini korumuş ve daha sonra yapılan
yasal düzenlemelerle yürürlükten kaldırılmıştır.Tevcih-i cihât, vakıfların çeşitli
dinî, sosyal ve kültürel hizmetlerini sürdürebilmeleri için tahsis edilmiş olan
görevlere verilen addır. Bu nizamnamelerle verilen cihetler ise ilmî ve bedenî
olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. İmâmet, hitâbet, vâizlik, gibi ilmî yeterlilik
isteyenlere “cihât-ı ilmiyye”; türbedarlık, ferrâşlık (temizlik görevlisi) gibi
bedenî çalışmaya bağlı olanlara da “cihât-ı bedeniyye” adı verilmekteydi.İlk Tevcih-i Cihât Nizamnamesi 1870
yılında, on beş madde olarak yürürlüğe girmiştir. Genel olarak, cihetin babadan
oğula nasıl geçeceğini, küçük evlada cihet verilemeyeceği, bir kişinin şahsında
birden fazla cihet bulunduramayacağını, atıl cihetlerin iptal edileceği gibi
konuları düzenlemektedir.İkinci Tevcih-i Cihât Nizamnamesi,
birinci nizamnameden üç yıl sonra 1870 Nizamnamesi’nde birtakım değişiklikler
yapmak ve eksiklikleri gidermek için 10 Safer 1290/ 9 Nisan 1873 yılında on
altı madde olarak yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 1873 Nizamnamesi’nin yedi
maddesi, 1870 nizamnamesi ile birebir aynıdır. 1870 Nizamnamesi ile 1873
Nizamnamesi arasındaki en temel fark, cihet sahibinin vefatı halinde söz konusu
cihetin küçük yaştaki oğluna da tevcih edilebileceği yönündeki düzenlemedir.Çalışmada incelenen nizamnamelerin
sonuncusu ve en kapsamlısı 12 Ramazan 1331/5 Ağustos 1913 tarihinde 62 madde
halinde yürürlüğe giren 1913 Tevcih-i Cihât Nizamnamesi’dir. 1913 Tevcih-i Cihât Nizamnamesi, dört bölümden
oluşmaktadır. İlk bölümde (1-5. maddeler) cihâtın tarifine, ikinci bölümde
(6-26. maddeler) cihâtın usul ve tevcihine, üçüncü bölümde (27-45. maddeler)
cihet tevcihinde imtihanların ne şekilde ve kimler tarafından
gerçekleştirileceği gibi hükümlere, dördüncü bölümde (46-62. maddeler) ise konu
ile ilgili diğer hususlara yer verilmiştir.Nizamnamenin ilk bölümü olan cihâtın
tarifinin yapılmaktadır. Önceki nizamnamelere konu olmayan bu bölümde, cihetin
sınırları çizilmektedir. Buna göre, cihetler ilmî ve bedenî olmak üzere ikiye
ayrılmaktadır. Müderrislik, hitabet, imamet, hafızlık, gibi görevler ilmî
cihetten sayılırken, ferrâşlık,
türbedarlık, gibi hizmetler de bedenî cihetten sayılmaktadır. Bunun yanında söz
konusu cihetler bir de, (vakıfla ilgili olarak) şarta bağlı ve herhangi bir
şarta bağlı olmayan cihetler olarak iki kısımda ele alınmaktadır.Nizamnamenin ikinci bölümü ise, cihâtın
usul ve tevcihi hakkında olup 6-26. maddeleri içermektedir. Genel olarak, 20
yaşından küçük olup da uhdelerine cihet tevcih edilecek çocukların durumu gibi
vakıfla ilgili olmayan cihetlerin tevcihinde nasıl bir yol izleneceğini konu
edinir. Nizamnamenin üçüncü bölümü, cihet
tevcihinde imtihanların ne şekilde, kimler tarafından ve nasıl yapılacağının
düzenlenmesine yönelik olup, Osmanlı’nın son döneminde din görevlilerinin
(imam-hatip, müezzin, müderris) atanmasında aranılan yeterlikleri göstermesi
bakımından da önem arz etmektedir. Bu bölümün başlığı, “İmtihanların Suret-i
İcrası ve Teferruatı” olup 27-45. maddeleri kapsamaktadır. Bilindiği gibi daha
önceki nizamnamelerde bir imtihandan bahsedilse de imtihanın ne suretle kimler
tarafından nasıl yapılacağı hakkında herhangi bir düzenleme yapılmamıştı. Bu
nizamname, bu konuda önemli bir düzenleme yaparak bize, cihetlerde aranılan
yeterlik hakkında önemli ipuçları vermektedir.Nizamnamenin bundan sonraki ve son
bölümü ise, “Mevâd-ı Müteferrika” ismiyle düzenlenmiştir. Konu ile ilgili diğer
hususları içeren bu bölüm, 46-62. maddeleri kapsamaktadır. Bu maddelerde genel
olarak, cihet tevcihinde askerlik çağına gelmiş kişinin durumu, devlette
çalışanların uhdelerine cihet verilemeyeceği, hakkında soruşturma açılanların
uhdelerindeki cihetlerin durumu, vakfın mütevelli heyetinin vefatı ve istifası
halinde izlenecek yol, İstanbul ve taşradaki cihetlerin tespiti için komisyon
kurulması gibi hususlar düzenlenmektedir.Bu nizamname, din görevlilerin
imtihanlarının nasıl yapılacağının, hangi usul ve kaideler ile imtihanlarının
değerlendirileceği hususlarını içermesi bakımından önemlidir. Burada öncelikle
imtihanların beş kişilik bir komisyon tarafından yapılacağı karara
bağlanmıştır. Nizamnamede vaizlik, imamlık, müezzinlik için ayrı ayrı
imtihanların olduğu görülmektedir. Vaizler için Halebî’den on satırdan aşağı olmamak üzere
belli bir miktar ibarenin, harekelendirilip tercüme ettirileceği ve fıkhî ve
kelamî meselelere dair üçer tane de soru sorulacağı ifade edilmektedir. Vaizler
için harekelendirilip tercüme edilecek on satır olan metin miktarının imamlarda
beş satıra düştüğünü görmekteyiz. Bununla birlikte soruların miktar ve
türlerinde de farklılık olduğunu söyleyebiliriz. Vaizlere fıkhî meselelerden üç
soru sorulurken imamlara beş soru sorulmasının, pratik anlamda imamların
vaizlerden daha çok halkın sorularına muhatap olmalarıyla açıklanması
mümkündür. Kelam sorularının sayısı değişmezken, imamlar vaizlerden fazla
olarak hem tecvit ile ilgili sorulara muhatap hem de asr-ı şerif okuyarak
Kuran-ı Kerim’den de bir bakıma imtihan olmaktadırlar. Müezzinlik imtihanında
ise Arapça ve kelam sorularına hiç yer verilmeksizin fıkıh ile ilgili şifahi
soru sorulacağı ve sesinin güzelliği ile tecvit bilgisinin görülmesi açısından
da asr-ı şerif okutulacağı ifade edilmektedir. Osmanlı’nın son zamanlarında din
görevlilerin atanma şartları ile günümüzde din görevlilerinin atanma şartları
arasında çok büyük farklılıklar olmasa da, bazı alanlarda temel farklılıkların
olduğunu söylemek mümkündür. Öncelikle günümüzde babadan oğula geçen sistem
kalmamıştır. Bunun ise daha rekabetçi bir ortam oluşturduğu ve ilmi açıdan da
liyakatin ön plana çıktığı bir zemin hazırladığını söylemek mümkündür. Arapça
açısından ise, Osmanlı zamanında daha fazla Arapça bilgisinin istendiğini
belirtmek yerinde olacaktır. Zira günümüzdeki imam ve müezzinlik imtihanlarında
herhangi bir Arapça sorusuna yer verilmemektedir.
| Reference Key |
kaya2017osmanlidacumhuriyet
Use this key to autocite in the manuscript while using
SciMatic Manuscript Manager or Thesis Manager
|
|---|---|
| Authors | Kaya, Umut ; |
| Journal | cumhuriyet İlahiyat dergisi |
| Year | 2017 |
| DOI |
DOI not found
|
| URL | |
| Keywords |
Citations
No citations found. To add a citation, contact the admin at info@scimatic.org
Comments
No comments yet. Be the first to comment on this article.